Salamis Sulak Alanı Asuman Korukoğlu- Köşe Yazısı
- Feb 11
- 2 min read





Tarihi veriler ve yer görüntülerine bakıldığında; Kanlıderenin tarihi deltasının kalıntısı olduğunu düşündüğümüz bir sulak alan. Salamis Ormanlarını tanıma gezilerine gittiğimiz zaman ormancıların verdiği bilgiye göre Salamis Ormanları içinde küçük küçük 3 tane mevsimlik göl bulunduğu söylenmişti. İlerleyen yıllarda yaptığımız gözlem gezileri bize bu birikintilerin yağışlar iyi olduğu zaman birleştiğini gösterdi. Salamis Ormanları; halkımızın; mantar, ayrelli, yabani ıspanak topladığı, yanlış olsada saksı toprağı aldığı ve köpek gezdirdiği bir alan. Burayı sevmeyen bir insan olduğunu düşünemiyorum.
Hepimiz bir şekilde burda bulunmaktan mutluluk duyarız. Yazın da denize girmek için, piknik yapmak, sıcak gecelerde serinlemek ve yine yanlış olsa da karavan bırakmak için geçici çadır kurmak için uğradığımız bir yer.
Salamis Orman sulak alanları; yağmur suyunun biriktiği bir su deposu, bir biyolojik çeşitlilik alanı, bir oksijen ve besin deposu.

Ancak zararını bilemediğimiz ve sadece insan yararı odaklı düşünebildiğimiz için bu alanların tahribatına, kirliliğine ve bazan da geri dönüşsüz bozulmasına neden olabiliyoruz.
Doğa sevgisi olmayan insan yoktur diye düşünüyorum. Ya da buna inanmak istiyorum. Doğa sevgisi bizim genlerimizde olmalı. Çünkü doğada, su, besin ve hava var. Bunlar olmadan yaşam olmaz.
En son yaptığımız gözlem ziyaretinde; burda; yürüyüş yapan, mantar ve ayrelli toplayan insanlara rastladık. Ne kadar güzel. Biz de gözlem yaptık. Otlara, çiçekli bitkilere, kuşlara böceklere ve orman meyvelerine baktık. Salamis Ormanları hem doğadır, hem tarihtir. Burdan öğreneceğimiz çok şey vardır. Kıbrıslı Türkler dahil birçok kişi Salamis Ormanlarına ilişkin eserler üretmiştir.
Ne yazık ki burayı tehdit eden insansal etkenler vardır ve bunlar ekosistem için hayati öneme sahiptir.
Burada bir saatlik bir ziyarette; 22 tür kuşun, uğur böceklerinin, 3 farklı tür arının, 7 tür yenebilen, 2 tür tıbbi, 3 tür bal bitkisi ve görsel değeri olan 12 tür bitkinin varlığına şahit olduk.
Orman içinde ve kumullar üzerinde taşıtların seyahati, sulak alanın sığ kısımlarında off road taşıtların seyahati, bırakılan piknik atıkları, yazdan kalma kaçak açılan bitki örtüsü yokedilmiş alanlar, dökülen çimento platformlar, çok yakındaki görselliği ve bitkileri katladen kamp alanı, kamp alanından taşan istilacı bitkiler, kumul üzerine bırakılan karavanlar, başı boş kedi ve köpekler bu alanı kirletiyor, tehdit ediyor ve yokolmakla karşı karşıya bırakıyor.
Kamp ve karavan alanları konusunda akılcı, emniyetli ve doğa korumacı politikalar belirlenmesi, izlenmesi ve eğitim - denetim - ceza sisteminin uygulamaya sokulması gerekir. Ormanda, deniz kıyısında ve sulak alanda olmak hepimizin hakkıdır. Ama bunu işgalcilikten ve tahribatçılıktan daha farklı yöntemlerle yapabilmek gerekir. İklim değişikliğinin tehdit ettiği bütün biyosferde, kendi iklim ve doğa dengemizi yokolmaktan koruyacak önlemler düşünmezsek kimse bizim çığlığımıza kulak vermeyecektir. İnsanlar ya adamızdan göç edecek ya da bu başıbozukluk içinde iklim değişikliğinin olumsuzluklarıyla başbaşa kalacaktır. Bunlar uzun süreli planlama ve doğa koruma uzmanlarının, iklim bilimcilerin, biyologların vereceği yönergeler doğrultusunda kararlar ve projeler üretme vizyonumuzun olmasını gerektirir. Bunu hep birlikte; bencillik ve kişisel çıkarcılıktan uzakta vicdani sorumlulukla yapmak ya da yaptırabilmek yaşamsal öneme sahiptir.



👍