top of page

Geçmiş felaketler geleceğin öncüsü mü? İklim değişikliği ve sağlık

  • Writer: memleket gazetesi
    memleket gazetesi
  • Dec 13, 2025
  • 3 min read

Ülkemizde geçtiğimiz günlerde yaşanan yoğun ve etkili yağış ada genelinde hayatı durdurup, bazı bölgelerde kalıcı hasara yol açtı. Meteoroloji dairesinin vermiş olduğu bilgilere göre 24 saatte en fazla yağış, m2ye 145kg ile Ozanköy’de kaydedildi. Kurak memleketimizde yağmur yağmasına, barajların dolmasına, derelerin akmasına sevinmek yerine yaşanan felaketleri konuştuk. Şiddetli ve beklenmedik yağışlar, aşırı sıcak, aşırı kuraklık, ani gözlenen don olayları, hortumlar, fırtınalar, toz fırtınaları, orman yangınları artışı gibi gözlenen aşırı olayların insan kaynaklı küresel ısınmanın etkileri olduğu unutmamak ve farkında olmak gerekir. Tüm bunlar, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi yaşadığımız bölgede de beklenmesi ve önlem alınması gereken olaylardır. Aslında klasik bilgi olarak on yıllardır ortaöğretim derslerinde bile okutulan bilgiler var. Endüstri, taşıtlar gibi fosil yakıtların kullanımıyla oluşan sera gazlarının dünyayı normalden fazla ısıtması, ormansızlaşma, doğal kaynakların sürdürülemez kullanımı küresel ısınma ve iklim değişikliğine neden oluyor. Neticede sürdürülemez yaşam tarzımız veya özellikle gelişmiş ülkelerin sürdürülemez yaşam tarzı, dünyanın milyon yıllardır oluşturduğu sistemi bozuyor. Bu da hafta başı yaşadığımız hava olaylarına dönüşüyor.

IPCC raporlarına göre Akdeniz bölgesi, dünyadaki iklim değişikliğinden daha erken veya daha fazla etkilenecek sıcak noktalardan biridir. Akdeniz’deki mikroplastik kirliliği rekor seviyeye ulaşmıştır. Deniz seviyesinin yükselişi ve deniz suyunun ısınması da özellikle bizim gibi adalarda yaşayanlara baskı yaratıyor. İklim yıllar içinde ılımanlaşıyor ve bu da daha sık aşırı hava olaylarına yol açıyor. Bunların farkına varmalıyız.

İklim değişikliğinin insan sağlığını etkilediği biliniyor. Bu etkiler; aşırı sıcak, orman yangıları, sel felaketleri, hortumlar kaynaklı direkt yaralanmalar/zehirlenmeler veya dolaylı olarak kalp-solunum sistemi-akıl sağlığı hastalıkları, su /vektör kaynaklı hastalıklar şeklinde kısaca sıralanabilir. Uzun yıllardır yapılan birçok çalışmada, aşırı sıcakların; kalp hastalıkları, akıl sağlığı, solunum hastalıkları, hastaneye yatış ve ölümleri tetiklediği ortaya konmuştur. Adamızın güneyinde de bu tip çalışmalar yapılmıştır. İklim değişikliği normalde adamızda bulunmayan vektör dediğimiz (sinekler, keneler örnek verilebilir)hastalık yayıcı canlıların iklim değişikliğiyle yayılımını etkiliyor.

Bu yazıyı yazmaktaki amacım, eko-fobi -eko korkuyu yaratmak değil aksine yaşam tarzımızın, doğa olaylarını ve bizi nasıl etkilediğini anlatmaktır. Yapacak hiç bir şey yok mu?

Var tabii ki, koca dünyada küçük bir adacık hatta yarım/az söz hakkı olan yarım bir adacık olarak yapabileceklerimiz var, yapmamız gerekenler var. Öncelikle bugün yaşadıklarımız ve gelecekte yaşayacaklarımızdan kontrol edebileceğimiz ve edemeyeceklerimizin farkında olmak.

Geçen ay, Brezilya Belem’de Birleşmiş Milletlerin organize ettiği BM İklim değişikliği konferansı COP30 yapıldı. Sera gazlarının salınımının azaltılması konusunda bir anlaşmaya varılmadı. Katılımcı ülkeler, iklim krizinden etkilenen ülkelerin daha az etkilenmesi için para toplamaya karar verdiler. Ancak buraya katılan ülkelerin tümünün NAP-yani ulusal adaptasyon planı var. İngiltere’nin de, Gana’nın da, Porto Riko’nun da, Güney Kıbrıs’ın da.

Bahsettiğim adaptasyon planları; hava olayları verileri, nüfusun yaş–cinsiyet dağılımı, ekonomik durum gibi sosyoekonomik göstergeler, şehirleşme ve altyapı durumu, coğrafya/topografya, doğal kaynaklar, biyolojik çeşitlilik, sağlık altyapısı, hastalıkların görülme sıklığı ve hassas nüfusun dağılımı gibi çok disiplinli verilerin bir araya getirilip analiz edilmesiyle oluşturulan ve çözüm önerileri içeren kapsamlı planlardır. Kanıta dayalıdır. Tüm bunlar hem günümüz, hem de ileriye yönelik planlardır.

Güneyde var. Bizde yok.  

Gelecek günlerde daha yaşanılabilir iklim ve dirençli bir ada için öncelikle en azından bu konuda siyasi bir iradeye ihtiyaç var! Şehirleşmenin gerçek anlamda bu yönde planlanmasına, felaketler konusunda önlem alınmasına ihtiyaç var. Kanıt temelli-yani veriler ile acil durum planları, hazırlıklı olmak için planlara, şehirlerde hassasiyet değerlendirmesine (climate health vulnerability assesment-CHVA) ve neticede önlem alınmasına ihtiyaç var.

Bu sefer şanslıydık, neyse ki can kaybı olmadı, sadece mal kaybı oldu. Gelecek felakette ne olacağını bilemeyiz ama ÖNLEM ALABİLİR, BUNUN İÇİN İRADE TALEP EDEBİLİR, FARKINDA OLABİLİRİZ. DEVLETİMİZ ACİLEN İKLİM DİRENÇLİ, SAĞLIK EŞİTLİKÇİ, ADAPTASYON PLANLARI OLAN BİR YÖNETİM PLANLAMALIDIR.

İlgilisi için:


 

Özge Cumaoğulları Eker kimdir?

1984 Mağusa’da doğan yazar, Çukurova Üniversitesinde Biyoloji eğitimi aldı. 2001-2017 yılları arasında önce Adana’da sonra Ankara’da yaşadı. Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora eğitimini aldı. 2018’den beri Doğu Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde doktor öğretim elemanı olarak çalışmaktadır. 2007’den beri çeşitli multifaktöriyel hastalıklara neden olan yatkınlık genleri, bölgeleri hakkında çalıştı ama iklimle ilgili konuları da her zaman takip etti. Pandemi döneminde Mağusa Devlet Hastanesinde genetik laboratuvarını kuran ve çalıştırandan biri oldu.

 Şu anda Tıp fakültesinde İklim değişikliği, sürdürülebilir yaşam ve insan sağlığına etkileri dersini vermekte, bu konuyla ilgili araştırmalara devam etmektedir. Çeşitli platformlarında çevre örgütlerine dâhildir. Yeniboğaziçi belediyesi Citta Slow çevre grubunun faaliyetlerinde danışmanlık vermektedir. Yale Üniversitesinin “İklim Değişikliği ve Sağlık” konulu sertifika programına devam etmektedir.

 
 
 

1 Comment

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
Guest
Dec 14, 2025
Rated 5 out of 5 stars.

Begendim

Like
bottom of page