top of page

Erman Yaylalı: Asgari ücret ülkede fiilen yoksulluk sınırı haline geldi

  • Writer: memleket gazetesi
    memleket gazetesi
  • Dec 18, 2025
  • 4 min read

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Ekonomik Kalkınma ve Yerel İş Gücü Politikalarından Sorumlu Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Erman Yaylalı, Damla Dabiş’in Kanal T’de hazırlayıp sunduğu İnce Ayar programına konuk oldu. Yaylalı, emeklilik yaşı, asgari ücret, sosyal güvenlik sistemi, liyakat sorunu ve seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Emeklilik yaşı ve aktüeryal denge

Emeklilikte yaş tartışmasının “ezbere konuşulacak” bir konu olmadığını vurgulayan Yaylalı, bunun bir hesap ve aktüeryal denge meselesi olduğunu söyledi. Mevcut veriler ışığında, bugün yaklaşık 3,40 çalışanın bir emekliyi finanse ettiğini belirten Yaylalı, bu oranın 4–5 seviyelerine çıkması halinde 55 yaş gibi düzenlemelerin mümkün olabileceğini ifade etti. Uzmanların, Çalışma Bakanlığı’nın, Maliye’nin ve sendikaların verileri ortaya koyarak karar verilmesi gerektiğini kaydeden Yaylalı, “Olursa olur, olursa da iyi olur” dedi.

2008 öncesi çalışanlar ve adalet sorunu

Devletle yapılan sözleşmenin işe girdikten sonra değişmesinin adaletsizlik yarattığını belirten Yaylalı, 2008 sonrası herkesin sosyal güvenlik kapsamına alınmasıyla yaşın zaten 60’a çıktığını, ancak 2008 öncesi çalışanlar açısından mağduriyetler bulunduğunu söyledi. Yaylalı, rakamların ortaya konması ve doğru bir çalışma yapılması halinde bu mağduriyetlerin giderilebileceğini kaydetti.

Asgari ücretin “nominal ücret”e dönüşmesi


Asgari ücretin ülkede “nominal ücret” haline geldiğini ifade eden Yaylalı, özel sektörde sanki tüm ücretler asgari ücretten ödeniyormuş gibi bir tablo yaratıldığını söyledi. Sosyal güvenlik ve vergi dairelerine yapılan beyanların yaklaşık yüzde 65’inin asgari ücret üzerinden yapıldığını belirten Yaylalı, bunun hem devletin hem sosyal güvenlik kurumlarının hem de en çok çalışanların zararına olduğunu vurguladı.


Emekli maaşlarında büyük adaletsizlik

Yaylalı, 30 yıl boyunca asgari ücretten prim yatıran bir çalışanın bugün emekli olması halinde alacağı maaşın 30 bin lirayı geçmeyeceğini belirterek, bunun büyük bir adaletsizlik olduğunu söyledi. Fiili durumda birçok çalışanın asgari ücretin üzerinde kazandığını ancak sigorta bildirimlerinin asgari ücretten yapıldığını kaydeden Yaylalı, bu durumun uzun vadede çalışanların ciddi kayıplar yaşamasına neden olduğunu ifade etti.

TDP’nin asgari ücret ve sigorta bildirimi çalışmaları


TDP olarak bu konuda çalışmalar yaptıklarını belirten Yaylalı, bazı meslek gruplarında asgari ücretten bildirimin kabul edilemeyeceğini söyledi. Üniversitede profesör, doçent ya da doktorun asgari ücretle çalışmasının mümkün olmadığını kaydeden Yaylalı, devletin bu meslek grupları için taban ücret belirlemesi ve sosyal güvenlik ile vergi dairelerinin bunun altındaki beyanları kabul etmemesi gerektiğini dile getirdi. Yaylalı, bunun yasal düzenlemeyle ya da örnekleme yöntemiyle çözülebileceğini ifade etti.



Asgari ücrete endeksli cezalar ve sosyal yardımlar

Asgari ücretin başka alanlarda da baskı altında tutulduğunu söyleyen Yaylalı, birçok ceza, sosyal yardım ve engelli maaşının asgari ücrete endekslenmesinin doğru olmadığını, bu bağların koparılması gerektiğini belirtti.


Asgari Ücret Tespit Komisyonu ve siyasi irade

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda ana belirleyicinin devlet olduğunu vurgulayan Yaylalı, sosyal devlet anlayışına sahip bir siyasi irade olması halinde işçi lehine kararlar çıkabileceğini söyledi. Yaylalı, 2022 yılında komisyon başkanı olduğu dönemde ilk toplantıda belirlenen rakamın itirazlara rağmen yürürlüğe girdiğini hatırlattı.

Açlık ve yoksulluk sınırı

Açlık ve yoksulluk sınırı kavramlarına da değinen Yaylalı, asgari ücretin ülkede fiilen yoksulluk sınırı tanımıyla örtüşür hale geldiğini ifade etti. Açlık sınırının şu an 39 bin lira olduğunu belirten Yaylalı, Türkiye’de Türk-İş’in Kasım 2025 verilerine göre yoksulluk sınırının 97 bin lira olduğunu, bu rakamın KKTC koşullarında yaklaşık 125 bin liraya karşılık geldiğini söyledi. Ailede çalışan kişi sayısının 1,5 olduğu dikkate alındığında, bir eve girmesi gereken gelirin yaklaşık 125 bin TL olması gerektiğini, asgari ücretin ise mevcut ekonomik koşullarda yaklaşık 84 bin lira olması gerektiğini ve bunun bilimsel bir hesaplama olduğunu vurguladı.

Asgari ücret rakamları ve alım gücü kaybı

Mevcut asgari ücretin brüt 51 bin, net 44 bin lira olduğunu belirten Yaylalı, bu rakamın yoksulluk sınırına yaklaşabilmesi için hayat pahalılığına ek olarak yüzde 10 artış gerektiğini söyledi. Ayrıca geçmiş altı ayda asgari ücretlilerin alım gücü kaybı yaşadığını ifade etti.

Denetim eksikliği ve fiyat artışları

Asgari ücrete yapılan artışların tüm maliyetlere aynı oranda yansıtılmasının yanlış bir algı olduğunu söyleyen Yaylalı, ücretin işveren maliyetlerinin sadece bir kalemi olduğunu, artışların fiyatlara kontrolsüz biçimde yansıtılmasının denetim ve kontrol eksikliğinden kaynaklandığını belirtti.



Yönetim anlayışına eleştiri


Son üç yıldır emekli olduğunu ifade eden Yaylalı, 30 yıllık çalışma hayatında bugünkü tabloyu daha önce hiç görmediğini söyledi. Üst düzey yönetimde yaşanan sorunların kontrolsüz bir noktaya geldiğini kaydeden Yaylalı, “İpin ucu koptu, hayretle izliyoruz” dedi.

Seçim süreci ve siyasi değerlendirme


Seçim sürecine de değinen Yaylalı, son yıllarda yapılan hataların toplum tarafından görülmesi gerektiğini belirtti. TDP olarak ne yapacaklarını anlattıklarını ifade eden Yaylalı, halkın kararının belirleyici olacağını söyledi.

Muhalefet, iktidar ve örgütlenme çalışmaları

Muhalefet–iktidar ayrımına dikkat çeken Yaylalı, iktidarda olmayan partilerin değiştirme gücünün sınırlı olduğunu, hedeflerinin yönetime gelmek olduğunu vurguladı. Parti olarak komitelerle sürekli çalıştıklarını, plan ve programların büyük ölçüde hazır olduğunu söyledi.

Anketler ve toplumun temel sorunları

Anketlerde TDP’nin yüzde 15–18 bandına çıkabileceğinin öngörüldüğünü belirten Yaylalı, toplumun en büyük iki sorununun enflasyon ve işsizlik olduğunu, bu alanlarda hazırladıkları planları halka anlattıklarını kaydetti.

Liyakat sorunu ve çözüm önerileri

Liyakat konusunun son 3–4 yılda ciddi biçimde bozulduğunu ifade eden Yaylalı, yüzlerce kişinin sınavsız ve denetimsiz şekilde istihdam edildiğini, kadro yasalarının işletilmediğini söyledi. Çözümün atamalarda düzenleme, müsteşarlık sisteminin yeniden kurgulanması ve teknik kadroların sınavla göreve gelmesi olduğunu belirtti.

Hükümet hedefi ve sosyal politikalar

Seçim beklentilerine ilişkin olarak da değerlendirmelerde bulunan Yaylalı, anketlerde 7–8 milletvekilliği gibi bir tablonun görüldüğünü, hükümet ortağı olmayı hedeflediklerini söyledi. Sosyal demokrat bir parti olarak önceliklerinin dar gelirli, düşük gelirli ve sabit gelirli yurttaşların yaşam seviyesini yükseltmek olduğunu vurguladı.

Gelir dağılımı ve düşük gelirli kesimler

Gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çeken Yaylalı, engelli maaşlarının asgari ücretin yaklaşık yüzde 60’ı seviyesinde olduğunu belirterek, bu kesimlerin yaşam koşullarını iyileştirecek düzenlemeler yapacaklarını söyledi. Temel gıda maddelerinde düzenleme ve KDV’nin kaldırılması gibi yöntemlerle düşük gelirli kesimlerin rahatlatılabileceğini ifade etti.

Asgari ücret takvimi uyarısı

Asgari ücret takvimi konusunda da uyarıda bulunan Yaylalı, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun derhal toplanması gerektiğini, sürecin uzaması nedeniyle asgari ücretlilerin artışı zamanında alamadığını belirtti. Kendi çalışmalarına göre hayat pahalılığı artışına ek yüzde 10 verilmesi halinde yoksulluk seviyesine yaklaşılabileceğini söyleyen Yaylalı, “Rakamlarla konuşulmalı ve hesap yapılmalıdır” dedi.

 
 
 

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page